Günlük ve haftalık bültenlerimize katılın, lider AI kapsamındaki en son güncellemeler ve özel içerikler için. Daha Fazla Bilgi Edinin
Geçen Ağustos’ta, Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (NIST), kuantum bilgisayarlardan kaynaklanacak saldırılara dayanıklı üç adet post-kuantum şifreleme standartlarını yayınladı. Yıllardır kriptografi uzmanları, kuantum bilgisayarların geleneksel şifreleme yöntemlerini yok edebileceğinden endişe ediyorlardı. Bu standartlar, kuantum tehditlerine karşı alınan anlamlı ilk adımları temsil ediyor.
Kuantom Bilgisayarlar: Gerçek Bir Tehdit mi?
Kuantal bilgisayarların şifrelemeye getireceği tehditler abartılmış olabilir mi? Evet, kuantum bilgisayarlar geleneksel şifreleri daha hızlı ve kolay kırabilecek, fakat bu teknolojiye ulaşmak hala mücadele gerektiren bir süreç. En azından, bu teknoloji erişimi olanların, onu bilim, ilaç ve sağlık gibi alanlarda daha verimli kullanmayı tercih edecekleri oldukça olası.
Elektron Mikroskobu Teorisi
Dijital adli tıpta uzun yıllar çalışmış biri olarak, kuantum bilgisayarlarının zorluklarına dair farklı bir bakış açısına sahibim. 1996 yılında, Peter Gutman ‘Silinmiş Verilerin Manyetik ve Katı Hal Bellekten Güvenli Silinmesi’ başlıklı bir çalışma yayınladı. Bu çalışmada, silinmiş verilerin bir sabit diskten elektron mikroskobu kullanılarak kurtulmasının mümkün olabileceği iddia ediliyordu. Ancak bu yöntemin pratikte uygulanması oldukça zor ve güvenilmezdi. İlerleyen zamanlarda ise verilerin yoğunlukta depolanması, bu tür verilerin kurtarılmasını imkansız hale getirdi.
Kuantal Bilgisayarların Pratik Gerçekliği
Kuantal bilgisayarların nasıl çalıştığını anlamak önemlidir. Sinema filmlerinin aksine, bu teknoloji sihirli bir değnek değil. Kuantum bilgisayarlar, bireysel mesajlar almalı ve şifreyi kırmak için işlem yapmalıdır. Bu da, saldırganların hangi mesajların değerli olduğu konusunda bir fikre sahip olması gerektiği anlamına gelir. Her gün 300 milyardan fazla e-posta gönderildiği göz önüne alındığında, bu oldukça zorlu bir görevdir.
Hesaplama gücünün sınırsız olmadığı gerçeği de önemlidir. Kuantal bilgisayarlar, teknoloji dünyasının en gelişmiş alanlarından biridir ve sıradan bir hackerın erişmesi mümkün değildir. Başlıca erişim sağlayanlar, devletler ve Google, Microsoft gibi büyük şirketlerdir. Dolayısıyla, bu güçlerinin büyük bir kısmını şifreleri kırmak için harcayıp harcamayacakları sorgulanabilir.
Kuantal Bilgisayarların Gerçek Kullanım Alanları
Bu sorunun cevabı kesin bir “belki”dir. Kuantum araştırmaları, ekonomik rekabet ve küresel etkiler açısından gerçek avantajlar sunuyor. Kuantal bilgisayarlar, eğer düşmanca bir devlet bu verilere sahipse şifre kırmak için kullanılabilir, ama bu teknoloji yalnızca bu amaç için harcanmayacaktır. Sonuçta, en gelişmiş bilgisayar modellerine sahip bir yabancı güç, milyarlarca şifreli iletişimi kırmak yerine kanser tedavisi gibi uzun vadeli kazanım sağlayacak projelere yönelme olasılığı daha yüksektir.
Kuantum bilgisayarlar, yeni materyaller ve katalizörlerin geliştirilmesinde önemli atılımlar gerçekleştirebilir. Bu, üretim alanında daha güçlü ve hafif bileşenlerin yaratılmasını sağlayabilir. Ayrıca, ilaç endüstrisinde de kuantum teknolojisi, daha etkili tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine yardımcı olabilir. Uzay yolculuğu gibi alanlarda hızlanma ve daha iyi hesaplamalar yapma potansiyeline de sahiptir.
Sonuç olarak, sadece büyük devletler ve şirketler kuantum bilgisayarlara erişebilecektir. Bu durumda, şifreleri kırma çabalarının gerçekten ekonomik yarar sağlamak için mi yoksa başka projeleri hızlandırmak için mi yapılacağı sorgulanmalıdır.
Rob Lee, SANS Enstitüsü’nün araştırma başkanı ve öğretim kadrosudur.