Jordan Mechner’in Yaratıcı Seyahati: The Last Express
Jordan Mechner, 7 Eylül 1993’te günlüğünde The Last Express hakkında yazdığı satırlarla dikkat çekti. O yıl, bu yaratım sürecinin, yaşamındaki diğer yaratımlara kıyasla, oldukça zorlayıcı olacağını ifade etti: “Bir uzun metrajlı film yönetmek bu işten çok daha kolaydır”.
The Last Express, I. Dünya Savaşı’nın eşiğinde, dört gün önce, Avusturya-Macaristan’ın Sırbistan’a savaş ilân etmesinden önce, Orient Express treninde geçen bir macera oyunu olarak tasarlanmıştı. Mechner, bu projeye tüm birikimini ve hayallerini adadı, çünkü bu yolculuk, yalnızca oyunun günlerinde geçecek bir hikaye değil, aynı zamanda onun için de zorlu bir deneme olacaktı.
Film Okulundan Oyun Tasarımına Dönüş
Mechner, Karateka ve Prince of Persia oyunlarını geliştirdikten sonra, film okuluna gitmek üzere oyun tasarımına kısa bir ara vermişti. Ancak The Last Express, yazarlık, sanatçılık, film yapımcılığı ve oyun tasarımcılığının kesişim noktası olarak onun geri dönüşünü simgeliyordu. “Oyun tasarımına dönmemi sağlayan, farklı bir tür oyun yapma fırsatıydı”, diyerek dönemin izlerini taşıyan bu dönüşümünü anlattı.
Paris’e taşındığı dönem, Mechner’in Avrupa grafik romanlarıyla ilk kez tanıştığı zaman oldu. Özellikle İtalyan yazar Hugo Pratt’ın Corto Maltese serisi, onu sinematografik deneyimlerin çizgi roman formunda aktarılabileceği fikrine yönlendirdi. “Teknolojinin yeterince geliştiğini fark ettim ve daha derin bir hikaye anlatabilme imkanı buldum” dedi Mechner, bir video oyununun sunduğu olanakları vurguladı.
Geliştirme Süreci ve Karşılaştığı Zorluklar
Mechner, aynı yıl Smoking Car Productions’ı kurarak projesinin gerçek olması için ilk adımı atmıştı. Bunu yaparken programcılar, sanatçılar, tarihçiler ve proje için birlikte çalışacağı diğer yazarlarla ekip kurma sürecine girdi. Bunun yanı sıra animasyon için gerekli olan çekimleri yönettikten sonra projeyi finanse etmek de onun için büyük bir yük olacaktı.
“Yazılı diyalogları ve seslendirmeleri ben yazdım, oyuncuları seçerek film çekimlerini yönettim” diyerek sürecin ne denli yoğun olduğunu ifade etti. The Last Express, oyuncuların hayatının olduğu bir oyunculuk anlayışını benimsemek üzere geliştirilen kompleks bir oyun olarak tasarlandı.
Bir Oyunun Duygusal Derinliği
Mechner ve yazarı Tomi Pierce, oyunun genel hikaye akışını belirlemek için oyun içindeki olayları şekillendirdi. The Last Express’in ana karakterlerinden Robert Cath’ın Orient Express’e motorlu bisikletle katıldığı hikaye, arkadaşının kimliğine bürünmek zorunda kalması üzerine kurulu. Savaşın patlak vermesi ve gizli bir güç olaylarının etrafında dönen zor bir süreç Mechner’i etkiledi. “Nikahanda bir dizi farklı karakterin ve olayın aydınlatılması, dolayısıyla kalabalık bir anlatım yaratılması hem ilginç hem de oldukça zengin bir tarihi dönem”, diye ekledi Mechner.
Mechner’in sağlam bir öykü sunmaktaki ciddiyeti, rotoskopik animasyon teknikleriyle benzersiz bir deneyim tasarımına dönüşüyordu. “Yüz ifadeleri ve karakterlerin yürüyüşü oldukça önem taşıyordu” diyerek, slaytlarla sunum özelliğine sahip bir oyun yaratmanın zorluğundan bahsetti.
Sonuçta Nasıldı?
The Last Express, çıkışı sonrası büyük bir ticari başarı elde edemezken, günümüzdeki oyunlarla kıyaslandığında hala yüksek standartları koruyan bir yapım olarak anılıyor. “Zamanla eski video oyunlarının çoğu tarih oldu, ancak biz sanat olarak kendimizi geliştirdik” ifadesi, kendisi için başarının önemli bir ölçüsüydü.
Mechner, The Last Express’in 2010-2011 arasında bir filme uyarlanma çabasını hatırlarken, bu tecrübenin kendisini geliştirdiği kadar, yaratım aşamasının da son derece tatmin edici olduğunu belirtti. “Gerçekten çok hızlı bir biçimde seyahat ettik” dedi. Alfred Hitchcock filmlerinin ve klasik macera hikayelerinin ilham kaynağı olduğu projede, Mechner’in yarattığı karakterlerin karmaşıklığı, geçmişle gelecek arasındaki köprüyü kurmayı başardı.